6/1/2006 - ANASAYFA
HAŞA Kİ!
BİZİM SEMAHIMIZ İLAHİ BİR AŞKTIR.
HER KİMKİ SEMAHI OYUNCAK SAYAR
MÜMİN DİYE NAMAZI KILINMAZ...
Sevgili Canlar Alevilkle ilgili yazılara gitmek için sonraki sayfaya tıklayınız...
yazılarımızdaki kaykılarından dolayı alevi konseyi'ne tesekkürler
görüşlerinizi yazmak için tıklayınız...
|
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
1/1/2006 - KRONOLOJİ
570 Hz. Muhammed'in doğumu (20 Nisan 571) 609 Hz. Fatıma'nın doğumu (18 Ocak) 621 Mirac olayı 622 Hicret 622 Hz. Muhammed'in Hz. Ali ile Musahib olması 623 Hz. Ali'nin Hz. Fatıma ile evlenmesi 624 İmam Hasan'ın doğumu (11 Nisan) 625 İmam Hüseyin'in doğumu (25 Şubat) 632 Peygamber veda konuşmasında yerine Hz. Ali'yi atadı (23 Şubat) 632 Peygamberimiz Hz. Muhammed'in vefatı (8 Haziran) 656 Cemel Savaşı (4 Aralık) 656 Sıffın Savaşı ve Hakem Olayı :657 Sıffin Savaşı (26 Temmuz) 656 Hz. Ali'nin Halife olması 661 Hz. Ali'nin şehadeti (24 Ocak) 670 İmam Hasan'ın şehadeti (25 Mart) 676 İmam Muhammed Bakir'ın doğumu (16 Aralık) 680 Kerbela Olayı - Hz. Hüseyin'in şehadeti (10 Ekim) 699 İmam Cafer-i Sadık'ın doğumu 713 İmam Zeynel Abidin'in şehadeti 733 İmam Muhammed Bakır'ın şehadeti (28 Ocak) 745 İmam Musa Kazım'ın doğumu 746 Eba Müslim'in Horasan'a gitmesi 747 Horasan da Eba Müslim'in ayaklanması 765 İmam Ali Rıza'nın doğumu (29 Aralık) 766 İmam Cafer-i Sadık'ın şehadeti 799 İmam Musa Kazım'ın şehadeti 811 İmam Muhammed Taki'nin doğumu (11 Nisan) 818 İmam Ali Rıza'nın Şehadeti 827 İmam Ali Naki'nin doğumu 835 İmam Muhammed Taki'nin şehadeti 846 İmam Hasan Askeri'nin doğumu 858 Hallac-ı Mansur'un Doğumu 868 İmam Ali Naki'nin şehadeti 869 İmam Muhammed Mehdi'nin doğumu 922 Hallac-ı Mansur'un Bağdat'ta işkence ile katledilmesi (26 Mart) 1123 Rübaileri ile tanınan Hayyam'ın Hakka yürümesi (1132) 1150 Tac'ül-Arifin Seyyid Ebu'l-Vefa'nın Hakka yürümesi 1167 Piri Türkistan diye tanınan Hoca Ahmet Yesevi'nin Hakka yürümesi 1219 Moğol İstilasının başlaması ve Anadolu'ya doğru Derviş Göçleri 1240 Babailer isyanı 1240 Baba İlyas-ı Horasani'nin Hakka yürümesi 1240 Baba İshak'ın Hakka yürümesi 1240 Ayn'üd-Devle'nin Hakka yürümesi 1240 Emirci Sultan'ın Hakka yürümesi 1252 Safevi soyunun ceddi Şeyh Safiyüddin Erdebil civarında doğuyor. 1290 Baba İlyas-ı Horasani'nin oğlu Muhlis Paşa'nın Hakka yürümesi 1293 Sarı Saltık'ın Hakka yürümesi 1307 Barak Baba'nın Öldürülmesi 1326 Şeyh Edebali'nin Hakka yürümesi 1335 Safevi soyunun ceddi Şeyh Safiyüddinin Hakka yürümesi 1360 Elvan Çelebi'nin Hakka yürümesi 1393 Hurufilik'in kurucusu Esterabadlı Fazlullah'ın Hakka yürümesi 1403 Seyyid Nesimi'nin katledilmesi 1441 Rasul Bali'nin Hakka yürümesi (doğ.1361) 1447 Safevi soyundan Şeyh İbrahim'in Hakka yürümesi ve kardeşi Şeyh Cüneyt'in tarikat reisi olması 1460 Şeyh Cüneyt'in Hakka yürümesi 1487 Şah İsmail'in Erdebil'de doğması (17 Temmuz) 1488 Şah İsmail'in Babası Şeyh Haydar'ın Hakka yürümesi(9 Temmuz) 1502 Şah İsmail'in İran'da Şah ünvanını alması 1511 Şahkulu Baba Tekeli Ayaklanması (9 Nisan) 1514 Çaldıran'da Osmanlı-Safevi Savaşı ve Safevi Ordusu'nun yenilmesi 1516 Balım Sultan'ın Hakka yürümesi (doğ.1473) 1524 Şah İsmail'in Hakka yürümesi (5 Mayıs) 1548 İskender Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ. 1512) 1555 Fuzuli'nin Hakka yürümesi 1569 Sersem Ali Dedebaba'nın Hakka yürümesi.(Posta oturuşu.1551)Süre:19yıl 1569 Elhac Ahmed Ali Dede (Dedebaba) Hakka yürümesi(p.o. 1569) S.1yıl 1569 Yusuf Bali Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1516) 1581 Bektaş Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1544) 1588 Resul Bali Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1546) 1596 Abdullah Baba(Dimetokalı Ak Abdullah Baba)(Dedebaba) Hakka yürümesi (p.o.1569) S.27yıl 1604 Mürsel Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1551) 1607 Hasan Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1563) 1628 Dimetokalı Karar Halil Baba (Dedebaba)Hakka yürümesi(p.o.1596)S.33yıl 1632 Bektaş Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1566) 1646 Kasım Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1578) 1649 Dimetokalı Elhac Vahdeti Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.o.1628)S.22yıl 1656 Yusuf Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1582) 1667 Zülfikar Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1605) 1674 Hüseyin Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1609) 1675 Elhac seyyid Mustafa Dedebaba'nın Hakka yürümesi(p.o.1649)S.26yıl 1685 Abdülkadir Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1628) 1689 Birecikli Seyyid İbrahim Agahi Dedebaba'nın Hakka yürümesi(p.o.1675)S.15yıl 1714 Urfalı Es-Seyyid Halil İbrahim Dedebaba'nın Hakka yürümesi(p.o.1689)S.26yıl 1730 Murtaza Ali Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1646) 1736 Serezli Hacı Hasan Dedebaba'nın Hakka yürümesi(p.o.1714)S.22yıl 1759 Kırımlı Hanzade Mehmet Dedebaba'nın Hakka yürümesi(p.o.1736)S.24yıl 1783 Dimetokalı Seyyid Kara Ali Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.o.1759) S.25yıl 1790 Sinoplu Seyyid Hasan Dedebaba'nın Hakka yürümesi(p.o.1783)S.7yıl 1799 Horasanlı Hacı Mehmet Nuri Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.o.1790) S.9yıl 1803 Abdüllatif Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1724) 1813 Kalacıklı Seyyid Halil Hakii Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.o.1799) S.15yıl 1824 Feyzullah Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1742) 1826 Yeniçeri Ordusunun Kaldırılması ve Yeniçeri-Bektaşi kıyımı 1827 II. Mahmut tarafından türbeler dışındaki tüm külliye binalarının yıktırılarak Hacıbektaş Dergahı'na Cami yaptırılması 1828 Veliyettin Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1772) 1834 Sivaslı Mehmet Nebi Dedebaba'nın Hakka yürümesi(p.o.1813)S.21yıl 1835 Merzifonlu Hacı İbrahim Dedebaba'nın Hakka yürümesi(p.o.1834)S.1yıl 1846 Vidinli Seyyid hacı Mahmud Dedebaba'nın Hakka yürümesi (p.o.1835) S.12yıl 1848 Sofyalı Saatçi Ali Dedebaba'nın Hakka yürümesi(p.o.1846)S.2yıl 1849 Çorumlu Seyyid Hasan Dedebaba'nın Hakka yürümesi(1848)S.1yıl 1868 Yanbolulu Elhac Ali Turabi Dedebaba'nın Hakka yürümesi(p.o.1849)S.19yıl 1871 Ali Celalettin Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1808) 1874 Selanikli Hacı Hasan Dedebaba'nın Hakka yürümesi(p.o.1868)S.6yıl 1878 Feyzullah Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1811) 1879 Konyalı Perişan Hafız Ali Dedebaba'nın Hakka yürümesi(p.o.1874)S.6yıl 1894 Aşık Veysel'in Doğması (25 Ekim) 1897 Malatyalı Hacı Mehmet Dedebaba'nın Hakka yürümesi(p.o.?)S.? 1907 Elhac Mehmed Ali Hilmi Dedebaba'nın Hakka yürümesi(p.o.1879)S.28yıl 1913 Hacı Feyzullah Dedebaba'nın Hakka yürümesi(p.o.1897)S.7yıl vekaleten,9yıl asaleten 1919 Mustafa Kemal Paşa'nın Kurtuluş Savaşı için destek sağlamak üzere Hacıbektaş'ı ziyareti(23 Aralık) 1921 Koçgiri Ayaklanması (6 Mart) 1921 A. Cemalettin Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1862) 1931 Sivas'ta Halk Şairleri Bayramı (5 Kasım) 1937 Dersim Olayları'nın başlaması 1937 Dersim İsyanı'nın Lideri Seyit Rıza'nın İdamı (15 Kasım) 1940 Hacıbektaş Dergahı'nın son Çelebisi Veliyettin Efendi'nin Hakka yürümesi (31 Mayıs) 1941 Salih Niyazi Dedebaba'nın Hakka yürümesi(p.o.1913)S.17yıl Türkiye'de,11yıl Arnavutlukta =28yıl 1949 Rıza Tevfik Bölükbaşı'nın Hakka yürümesi (30 Aralık) 1958 Hacıbektaş Dergahı'nın Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce onarıma başlanması 1960 Ali Naci Baykal Dedebaba'nın Hakka yürümesi(p.o.1930)S.11yıl vekaleten,19yıl asaleten=30yıl 1964 Hacıbektaş Dergahı'nın Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı'na bağlı bir müze olarak açılması (16 Ağustos) 1966 Birlik Partisi'nin Kurulması (17 Ekim) 1978 Kahramanmaraş Olayları 1980 Çorum olaylarının başlaması (4 Temmuz) 1983 Feyzullah Çınar'In Hakka yürümesi (24 Ekim) 1983 Aşık Daimi'nin Hakka yürümesi (18 Nisan ) 1989 Meluli Baba'nın Hakka yürümesi (14 Kasım) 1993 Sivas Katliamı (2 Temmuz) 1994 Feyzullah Ulusoy'un Hakka yürümesi (18 Mart) 1994 Karacaahmet Sultan Cemevi'nin İstanbul Belediyesince yıkılması (7 Eylül) 1995 Gazi Mahallesi Olayları (12 Mart) 1995 Detroit Bektaşi Dergahı kurucusu Recep Babanın Hakka yürümesi (14 Eylül)
|
|
Bağlantı
|
29/12/2005 - NEDEN ALEVİYİZ?
Yaşamı, evreni, dünyayı, insani ve bütün bunlarla ilintili ne varsa; doğru tanımlamak, kavramak, anlamak için Aleviyiz!
Yaşamı doğru bir şekilde yaşamak için Aleviyiz!
Neden Aleviyiz?
Kuranı kutsal kitap. Hz. Muhammed`i peygamber, Hz. Ali`yi ve On İki imamları rehber, Hacı Bektaş Veli`yi Hünkar, Pir Sultan Abdal`i Pir olarak bildiğimiz için Aleviyiz!
Neden Aleviyiz?
Asırlardır yok edilmek istenen, baskılara, katliamlara, iftiralar maruz kalan mazlum bir toplumun, haksızlığa ve zalimliğe boyun eğmeyen bir toplumun üyesi olmak için Aleviyiz!
Neden Aleviyiz?
Elimize, belimize, dilimize sahip olmak için,
Aşımıza, işimize eşimize sadık olmak için,
Özümüze, gözümüze, sözümüze bağlı kalmak için Aleviyiz!
Neden Aleviyiz?
Asırlardır insanlığa ışık tutan erenlerin, evliyaların, cümle kamil insanların şerefli ve aydınlık yolunda yürümek için Aleviyiz!
Neden Aleviyiz?
Yozlaşıp değerlerimize yabancılaşmamak için,
Yobazlaşıp gerici gelenekleri inanç diye bilmemek için,
Serçeşmeden yoksun kalmamak için,
Yoksul olmamak için Aleviyiz!
Bütün yozlara ve yobazlara inat ALEVİYİZ
|
|
Bağlantı
|
29/12/2005 - ALEVİLİĞİN OLUŞUM TARİHİ
Aleviliğin tarihi İslam'ın ilk dönemlerine dek uzanır. Haz. Muhammet, sağlığında kendisinden sonra İslam dünyasına önderlik edecek kişi olarak Hz. Ali'yi görüyordu. Hz. Ali, Hz. Muhammet'sen sonraki ilk müslamandı. Hz. Ali, peygamberlerin amcasının oğlu e birlikte büyüdüğü, kardeşi gibi sevdiği bir kişiydi. Hz. Muhammet vefatından önce bazı hadislerinde ve çeşitli yerlerde yaptığı toplantılardaki konuşmalarında kendisinden sonra ümmetine yol gösterecek kişinin, rehberin, Ali olması gerektiğinin üstünde durarak vurguluyordu. Hz. Ali, Hz. Muhammet'in canı gibi sevdiği ve değer verdiği sağ kolu idi. Bu sevginin ve saygının en güzel örneğinde Hz. Muhammet'in çok sevdiği değerli varlığı sevgili kızı Fatma ile Ali'yi evlendirmesiydi. Hz. Muhammet'in erkek çocuğu olmamıştı. O'nun soyu sevgili kızı Fatma ile Ali ile olan evlilikten olacak çocuklar ile devam edecekti. Ali'yi kendisinden sonra Müslümanlara önderlik edecek en uygun kişi olarak görüyordu. Hz. Muhammet bir hadisinde; "Ulular Ulusu Allah, Peygamberleri ayrı ayrı ağaçlardan (soylardan) yarattı. Benimle Ali'yi aynı ağaçtan yarattı. Ağacın kökü benim, Ali dalları budaklarıdır. Fatma o ağacın verimidir. Hasan ve Hüseyin meyveleri, Şiamızda yapraklarıdır. Kim bu ağacın dallarından birine yapışırsa kurtulur. Yapışmayan helak olur." (1) der. Hz. Muhammet cemaatle sohbet ederken kendisinin de insan olduğunu bir gün bu diyardan göç gideceğini ifade ettikten sonra konuşmasını şöyle sürdürür. "Size iki paha biçilmez şey bırakıyorum. İlki Allah'ın kitabı, diğeri Ehlibeytim. Size Ehlibeytime uymanızı öğütlerim" dedikten sonra sözlerini birçok hadis kitabında yeralan şu sözlerle sürdürür. Ehlilbeyt'i yani kendi aile çevresini kastederek, "Onların önüne geçmeyin, yani onların hükümlerinden başka bir hüküm vermeye kalkmayın, yoksa helak olursunuz… (2) der. Hz. Muhammet bir başka hadisinde de, "Ben ilmin şehriyim, Ali Kapısıdır, şehri dileyen kapıya gelsin, Ben hikmetin şehriyim, Ali kapısıdır, hikmeti dileyen kapıya gelsin" (3) der. Gene Ali ile ilgili başka bir hadislerinde de Hz. Muhammet şöyle diyor: "Ali bendendir ben ondanım, ben kimin mevlası veliyf-I emri isem, Ali'de onun mevlasıdır. Ali insanların hayırlısıdır. Kim bunu kabul etmezse, gerçektende kafir olmuştur…" Hz. Muhammet Kuran-I Kerim ve Hz. Ali ilişkisini ise bir hadisinde şöyle anlatıyor. "Ali, Kuran iledir ve Kuran Ali ile; ikisi havuz kenarında benimle buluşuncaya kadar ayrılmazlar." (4) Ali'nin kişiliği ile ilgili bir hadisinde ise; "Ümmetimin enileri ve gerçek hüküm vereni Ali'dir. Allah'ım O nereye dönerse, nereye varırsa O'nunla beraber ol…" Hz. Muhammet kendisinden sonra yerine Hz. Ali'nin görevlendirildiğini bir başka hadisinde şöyle açıklıyor; "Ali benim bilgimin kapısıdır; tebliğe memur olarak gönderdiğim şeyleri benden sonra ümmetime bildiren, açıklayan kişidir; O'nu dinleyin.." ve "O"na başkaldırmak nifak…" (5) der. Hz. Muhammet, Ebu Talib'in evindeki bir toplantıda, ellerini Ali'nin omuzlarına koyarak şöyle der; "İçinizde bu benim kardeşimdir, vasiyimdir, halifemdir, artık O'nu dinleyin ve O'na itaat edin." Hz. Muhammet'in Hz. Ali'yi kendisinden sonra halifesi olarak düşündüğünü birçok kaynakta görüyoruz. Hatta gelecekte olacakları önceden görmüşçesine ileride bu konuda bir huzursuzluk çıkması durumunda Hz. Ali tarafının tutulması gerektiğini bir hadisinde şöyle belirtir: "Benden sonra fitne (huzursuzluk) olacaktır. Bu oldu mu, Ebu Talib oğlu Ali tarafını tutun. Çünkü O bana ilk iman edendi. Kıyamette de benimle ilk dostluk edecek odur. O Sıddıyk-I Ekber'dir O bu ümmetin Faruk'udur. O müminlerin ulusudur, reisidir." (6) Hz. Muhammet Veda Haccı'nda kendisinden sonra yerine Ali'yi vekil tayin ettiğini şöyle açıklamıştır: "Ben kimin mevlası isem, Ali'de O'nun mevlasıdır. O'na dost alana dost, düşman olana düşman ol, O'na yardım edene yardım et, O'nu horlayanı horla, nerede olursa olsun gerçeği O'nunla beraber kıl.." (7) Hz. Muhammet'in bu açıklamasından sonra; Ebu Bekir, Ömer ve sahabeden önde gelenler Ali'nin veliliğini kutlarlar hatta Ömer; "kutlu olsun sana ne mutlu ey Ebu Talip oğlu Ali, bugün benim ve her erkek ve kadın müminin mevlası oldun" diye konuşma yapar. Bu gelişmelerden sonra Hz. Muhammet bu doğrultudaki konuşmasının sonunda "kalk ya Ali" diye Ali'yi ayağa kaldırır ve cemaate şöyle der. "Benden sonra imam olarak halka doğru yolu göstermek üzere seni seçtim.Senden razı oldum, Ben kimin mevlası isem Ali'de onun mevlasıdır, özünüz doğru olarak O'na uyun…" arkasından; "Allah'ım O'nu seveni sev O'na düşman olana düşman ol" diye ilave eder. Hz. Muhammet vefasından sonra kendi yerine Hz. Ali'yi düşünmesine ve bunu çeşitli vesilelerle açıklamasına karşın kendisinin dünya değiştirmesinden sonra olaylar düşündüğü gibi gelişmemiştir. Hz. Muhammet hasta yatarken durumunun ağır olduğunu fark edince çevresindekilere; "Bana yazmak için bir şeyler getirin. Size bir şey yazdırayım ki, benden sonra asla yol yitirmeyesiniz" (8) der. Peygamberin bu isteğinin yerine getirilip getirilmemesi konusunda tartışma çıkar. Orada bulunan Ömer ve çevresi Peygamberin kendinde olmadığını, yazacaklarının geçersiz olacağını ve hatta peygamberin "sara nöbeti" geçirdiğini söyleyerek vasiyetin yazılmasına engel olurlar. Böyle olunca Hz. Muhammet vasiyetini yazamadan dünyasını değiştirir. Hz. Muhammet'in vefatı karşısında; başta Hz. Ali ve Fatma olmak üzere yakın çevresi şok olur. Peygamberin ölümü karşısında sevenleri şaşkına dönerler. Bu şaşkınlık atlatılmadan büyük bir üzüntü hali yaşanırken; Hz. Ali, Hz. Fatma, Selman-ı Faris ve aile yakınları acı içinde Hz. Muhammet'in cenaze işleri ile uğraşırken, Ömer etkisi altına aldığı bazı kimselerle Ebubekir'i halife ilan ederler. Arkasından da önüne geleni kılıç korkusu ile Ebubekir'e biat'a zorlar.
|
|
Bağlantı
|
29/12/2005 - ALEVİLİĞİN TEMEL KURUMLARI
Kırklar Cemi, Alevi Bektaşi ibadetinin esası olarak kabul edilen Cem ve Semah döneminin mitolojik kaynağı varsayılmaktadır. Bu efsanevi anlatım; katı, kuralcı, şekilci ibadet biçimi olan İslam'ın Sünni (Hanefi, Şafii v.s.) yorumuna karşı alternatif bir ibadet biçimidir. Anlatımda geçen birçok öğe ve verilen mesaj Alevi dünya görüşünün kaynağı sayılır. "BİRİMİZ KIRK KIRKIMIZ BİRDİR BİZİM.." Kaynaklara göre, "Hz. Muhammet, atı Burak ile bir gece Mirac'a çıkar. Cenab-I Hak ile 90 bin kelam konuşur. Bunun 30 bini sırrı hakikat olup Hz. Ali'de kalır. Miraç'ta Hz. Muhammet'e; süt, bal ve elma verildiği rivayet edilir. Bal aşka, süt sevgiye elma ise dostluğa işaret eder. Muhammet, Mirac'a çıkarken yoluna bir kükremiş aslan çıkar. Aslan yolunu keser. Gaipten bir ses (nida) gelir. "Parmağındaki yüzüğü aslanın ağzına atması" istenir. Muhammet böyle yapar aslan sakinleşir, yoluna devam eder. Muhammet, Cenab-I Hak ile görüştükten sonra şehre döner. Yolda bir dergâha rastlar. Merak edip gidip kapısını çalar. İçerdeki ses; "Kimsiniz?" der. Muhammet ise; "Ben peygamberim içeriye girmek istiyorum" der. Kapı açılmadan içerden gelen ses; "Peygamberliğini git ümmetine yap. Bizim aramıza peygamber sığmaz" der. Hz. Muhammet kapıdan ayrılıp yürümeye başlayınca gaipten gelen ses ayrılmamasını kapıyı yeniden çalmasını ama yanıtı farklı vermesini söyler. Muhammet yine kapıyı çalar: İçerden yine; "Kimsiniz" diye sorulur. Bu kez Hz. Muhammet; "Bende sizden biriyim. Bir insanım. Sizi görmek istedim" der. Bu yanıttan sonra kapı açılır. Muhammet içeri alınır. İçerden "Hoşgeldin sefa getirdin, uğur getirdin" diyerek karşılarlar. Hz. Muhammet içerde oluşmuş bir meclis görür. Hatta sayımını da içinden yapar. Tam 39 kişi vardır. Üstelik bu meclis kadın ve erkeklerden oluşmuştur. Bunların 22'si erkek 17'si kadındır. Muhammet' yer gösterilir. O'da gösterilen yere oturur. Hz. Ali'de meclistedir. Muhammet tesadüfen Ali'nin yanına oturur. Hz. Muhammet sorar. "Size kimler denir?" der. "Bize Kırklar denir" diye yanıt alır. "Ama burada 39 kişi saydım" der. "Selman-ı Pak Can Parstadır"denir. "Peki sizin ulunuz, büyüğünüz, küçüğünüz kim" diye sorar Hz. Muhammet. Gelen yanıt şöyle olur: "Bizim küçüğümüz, büyüğümüz yoktur. Küçüğümüz de uludur, büyüğümüz de uludur. Birimiz kırkımız, kırkımız birimizdir" denir. Bunun üstüne Muhammet meclisten bunu kendilerine kanıtlamalarını söyler. O sırada Ali kolunu uzatır ve gömleğini sıyırır. İçlerinden biri "destur" diyerek bıçağın ucu ile kolunu hafif kanatır. Kolundan bir damla kan akar. Onu, her can'ın kolundan birer damla kanın gelmesi izler. 40. canın bir damla kanı da pencereden içeri gelir. Bu ise Selman-ı Pak'ın kanıdır. Sonra Hz. Ali kolunu bağlar, hepsinin kanaması durur. Selman-ı Pak, Parstan dönüşte bir üzüm tanesi getirir. O'nu Hz. Muhammet'e verir ve bölüştürmesini ister. Muhammet erilen kapta üzüm tanesini ezer, çıkan dem meclisteki kadın-erkek canlara dağıtılır. Kırklar üzüm suyunu içerler. Hep birlikte mest olurlar. "Ya Allah" deyip semah dönerler. Hz. Muhammet'te onlara katılır. Büyük bir coşku ile vecd halinde semah dönülürken Hz. Muhammet'in başından sarığı (imamesi) düşer. Kırk parçaya bölünür. Kırklar parçaları bellerine bağlarlar, kemerbest olurlar. Hz. Muhammet, Kırklar Meclisi'ne pirlerini sorar. "Pirimiz Ali'dir" derler. Böylece, Hz. Muhammet, Ali'nin de orada olduğunu öğrenmiş olur. Ali, Hz. Muhammet'in yanına gelir. Hz. Muhammet Ali'nin parmağında, Mirac'a giderken "aslana" verdiği yüzüğü (hatemi) görür. Ali'ye sarılır, O'nu bağrına basar." Alevi inancında; kadın ve erkek canlardan oluşan Kırklar Cemi'nin tayin edici önemi vardır. Anadolu Aleviliği'nin inanç temellerinin, yaşam biçiminin, dünya görüşünün, felsefesinin kökleri bu söylencede aranmalıdır. Kadın ve erkek canlardan oluşan Kırklar Meclisi, mitolojik anlamda da olsa Alevilerin dinsel ve sosyal örgütlenmelerinin tarihsel kaynağı kabul edilebilir. Bu anlamda da bu söylencede geçen sembolik özellikler Alevilik açısından ayırtedici öneme sahiptir. Kırklar Meclisi'nin kadın ve erkekten oluşumu kadın ve erkek eşitliğinin önemini vurguluyor. Kırklar Meclisi ile Hz. Muhammet arasındaki diyalogdaki vurgulardan; "birimiz kırk, kırkımız bir" olgusu eşitliği, insan olmayı, türab olmayı vurguluyor. Gerçeğin gökte değil, yerde olduğu meclisin sembolik önemi ile vurgulanıyor. Herkesin eşit ve ulu olması; vahdette kesret, kesrette vahdet (varlıkta birlik, birlikte varlık) ilişkisini ifade ediyor. Kaynakta; Alevi inancında Tanrı'nın, Peygamber'in ve insanın yeri belirtilmektedir. Aslan ve yüzük sembolü ise; insanın Tanrı'nın bir ifadesi; O'nun bir yansıması, parçası olduğu, Adem'in Hakk'ın halifesi olduğu anlayışını vurgulaması açısından önemlidir. Bu örnekte Alevi-Bektaşi ibadeti olan Cem'in ve Semah'ın da kökleri belirtilmiş oluyor. Bu söylence; Anadolu'da yaklaşık bin yıldır her tür olumsuzlanmaya karşılık Alevilerin Cem ve cemaatlerinde, sosyal hayatlarında kadını bir bütünün ayrılmaz parçası gören, lokmasını yoksullarla kırka bölerek paylaşmasını bilen, insana en yüksek değeri veren Aleviliğin sağlam mayasını da ele veriyor.
|
|
Bağlantı
|
|
|